ÜST BANNER

Nedim İNCE

YAŞ ALMAK

Dünya Sağlık Örgütü altmış beş yaş üstünü yaşlı olarak sınıflandırmaya devam etmektedir.

23 Ağustos 2022 10:44
A
a
Altmış beş yaşı yeni deneyimleyen biri olarak sosyal medyada dolaşan ve altmış beş yaşı geç orta yaş olarak sınıflayan bilgi moralime olumlu ya da olumsuz bir etki yapmamaktadır. Bu, yaşlılığı, oraya kadar ömrü yetenler ve yeten benim için hayatın bir evresi olarak kabul ettiğimden olsa gerek.
 
Senelerin ilerlemesiyle bedensel ve dolayısıyla ruhsal yıpranmalar kendini gösterir. Yılların beden ve ruh üzerindeki yıpratıcılığında, yarattığı hasarın derecesinde yaşam tarzı, genetik yapı, çevresel koşullar, kronik hastalıklar gibi daha birçok etken rol alır.
 
Beden yıpransa, ruh yorulsa da, hareketler kısıtlansa, moral sendelese de beyin başka şeyler yapar; yaş aldıkça hayattan biriktirdikleriyle daha da zenginleşir, gelişir ve olgunlaşır.
 
Ve karşımıza o meşhur söz çıkar: “ Gençler düşünebilse, yaşlılar yapabilse”
 
Hareketleri yavaşlayan, fiziksel gücü azalan yaşlı insanlar, insanların yiyeceklerini kendi üretmek zorunda oldukları tarih öncesi zamanlarda, bu yetilerini kaybettikleri için bazı toplumlarda dışlanıyor ve ölüme terk ediliyorlardı.
 
Bu kötü haberi iyi yapan bir şey varsa; o da sözü edilen zamanlarda çok az insan yaşlılığa ulaşabildiği için insanların çok azı bu akıbetle yüzleşiyordu.
 
Zamanla yiyecek üretimi teknolojisiyle yiyecek bollaştı, buna karşın yaşlı insanların toplumdaki oranı artmadığından toplum tarafından beslenebilir hale geldiler. Yaşamalarına izin verilse de değersiz oldukları her durumda hissettirilerek…
 
Bilgi ve teknolojinin gelişmesi ile sahne alan sanayi toplumunda yaşam standardının yükselmesi, hijyenin gelişmesi, mikrop ve virüslerle mücadelede olağanüstü başarılar elde edilmesi ortalama yaşam süresini uzattı.
 
Toplumda altmış beş yaşını geçen insanların sayısı hızla artmaya başladı. Kişisel bir durum olan yaşlanma; toplumun yaşlanması ile sosyal bir konum halini almaya başladı.
 
Üretim biçimi ve verimliliği, yaşı ilerleyen insanların üretimde kalmasına, ekonomik sorun yaratmamasına rağmen, binlerce sene öncelerden gelen, neredeyse genlere işleyen önkabuller nedeniyle; yaşlılık hem kişinin kendi gözünde hem de toplumun gözünde olumsuz düşünceleri, duyguları çağrıştırmayı sürdürmektedir.
 
Yaşlı insanlar kendilerini kolaylıkla değersiz, işe yaramaz, ölümü bekleyen, “Allah canımı alsa da kurtulsam” diye hissederken; toplum “yaş yetmiş iş bitmiş” anlayışının egemen olduğu bir düşünce ile yaşlılara yaklaşmaktadır.
 
Şu anda dünya nüfusunda yüz kişiden onu altmış beş yaş üstüdür. 2050 yılında bu sayısının on altıya çıkacağı öngörülmektedir.
 
Beklenen düzeyde olmasa da yaşam koşulları düzeldikçe, sağlık hizmetleri yetkinleşip, yaygınlaştıkça, bilim ve yansısı teknoloji geliştikçe yaşam süresi uzamaya devam edecek ve toplum daha ileri yaşlarda daha çok insanı barındırır olacaktır.
 
Bakıma muhtaç birçok yaşlı insanın yanı sıra daha dinç, daha donanımlı ve hayatın içinde kalmaya devam eden yaşlı insanların toplumdaki oranlarının artmasına yaklaşım,  yaşlılığa bir tükeniş, bir tüketiş olarak bakmaya devam eden tarihsel mirastan, bir hastalık olarak kavramsallaştıran günümüz yaklaşımından kurtulduğumuzda, onu yaşamın doğal bir süreci olarak gördüğümüzde, sağlıklı bir hale gelecektir.
 
Bu durumda yaşlıların yıllar içinde edindikleri deneyimlerin zenginliğinden, oluşturdukları bilgeliklerinden yararlanabilir, paylaşımcı ve dayanışmacı bir toplumda yaşamının tadını çıkarabilir, bir gün ömrü yeten herkesin da yaşlanacağını, yaşlı bir insan olacağını aklımızdan çıkarmadan, paradan çok tabiatın kıymetini de bilebiliriz…
 
Nedim İnce
 
23. 08. 2022 / Altınoluk
 
 
1000
icon
Ali Zeynel Ravanığlu 25 Ağustos 2022 11:10

Kaleminize sağlık

0 1 Cevap Yaz
Zeki Sağır 25 Ağustos 2022 00:29

Sefim çok güzel dile getirmissin gerçekleri her insanoğlu gelecek görecek o arada yaşlanacak iyisiyle kotusuyle bu hayat yukardakinin ömrün buraya kadar diyince kadar bu hayat sürecek, surdukcede yaş üst üste gelecek nokta deyince ye kadar Saygilarimla değerli Sefim

0 1 Cevap Yaz
mehmet incili 24 Ağustos 2022 20:27

tecrübe ve bilgelik nasip olmuşsa; bunlar yerini bulur. Bir konu daha var ki can alıcı; yaşlılarından kopan gençler köksüz kalırlar. köksüz bir ağaç nasıl çiçek açıp meyve veremezse gençlerde yetersiz bir yaşam sürerler. ve onların devri çabuk kapanır. yani yaratıcı ve üretken olamayacaklarından haramilere esir olurlar.

0 1 Cevap Yaz
Kevser Erol 24 Ağustos 2022 12:35

Ne yazık ki 65 yaş üstü olmanın hüznü en çok pandemi döneminde gündemde tutuldu. Bir de Noter vekaletnamesi için gittiğimde sağlık raporu ve iki de tanık istenmesi hala akademisyen olarak çalışan biri olarak beni çileden çıkardı. Keşke deneyimler saygı gören bir kavram olarak değerlendirilebilse. Sevgiler

0 1 Cevap Yaz
Behiye ceyhan..... 24 Ağustos 2022 12:20

Yaşım 69...kendimi yaşlı görmüyorum...ayrıca hissetmiyorum.. çünkü şanslıyım....Bende insan gülmeyi.....düşünmeyi...şükretmeyi...bilmezse gençken yaşıdır Zamanla her organ.yaslanir...işlevler yavaşlar.ama en kötüsü yaşam sevincinin kaybolmasını N Gençleri eğitimli sevgi dolu toplumların yaşlıları mutludir

0 0 Cevap Yaz
Çetin Erengin 24 Ağustos 2022 09:23

Abi günaydın yazın süperdi.Benimde yaşım 65 i geçti bazen benim gençlerin ofisine gidiyorum onların kafalarını bi karıştırıyorum baba 16 günde bi gel demeye başladılar😂😂😂😂

0 1 Cevap Yaz
AHMET LEVENTYÜRÜ 23 Ağustos 2022 11:01

Benim için hiç bir sıkıntı yok. TÜİK verilerine göre henüz 36 yaşındayım...:)

0 2 Cevap Yaz
sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat