Son Dakika
12 Haziran 2018 12:23
-A +A
Nedim İNCE

Nedim İNCE

TOPLUMSAL HAFIZA VE MEKAN

“Yüksek burçlarıyla Zaira’yı boşuna anlatmaya çalışacağım sana gönlüyüce Kubilay.

“Yüksek burçlarıyla Zaira’yı boşuna anlatmaya çalışacağım sana gönlüyüce Kubilay. Merdivenli yolların kaç basamaktan oluştuğundan, kemer kavislerinin açı derinliğinden, çatıların hangi kurşun levhalarla kaplandığından söz edebilirim sana; ama şimdiden biliyorum, hiçbir şey söylememiş olacağım sonunda. Zira bir kenti kent yapan şey bunlar değil, kapladığı alanın ölçüleri ile geçmişinde olup bitenler arasındaki ilişkidir.”
 Italo Calvino, Görünmez Kentler
Hafıza ile mekan arasında dinamik bir ilişki vardır. Mekan hafızayı besler, içindekileri unutmasını zorlaştırırken; hafıza da kendini korumak için yeni mekanlar üretir.
Birçok düşünür, birçok bilim insanı, mimar bu konuya kafa yormuşlar, makaleler ve kitaplar yayınlamışlar, kuramlar oluşturmuşlardır; gündelik pratikte gördükleri, yaşadıkları hafıza mekan ilişkisini anlamaya, anlamlandırmaya ve tekrar yaşama geçirmeye yönelik…
Maurice Halbwachs’a göre kolektif hafızanın korunması ve ortaya çıkması çoğu kez mekansal bileşenlerle ortaya çıkar. Hafızanın taşıyıcısı birey ve zaman iken toplumsal hafızanın, kolektif hafızanın taşıyıcısı olarak buna mekan da eklenir. Zira yaşanan her olayın bir mekanı vardır ve mekansız bir hatırlama söz konusu değildir.
Antropolog Nathan Wachtel'a göre ise toplumsal belleğin korunması mekana sabitlenerek gerçekleşebilir.
Diğer yandan Pierre Nora hafızanın mekansal olarak kurulduğuna dikkat çeker. Nora'ya göre anıt yapılar, meydanlar, parklar,  mezarlıklar, katedraller, savaş meydanları, hapishaneler gibi somut ve fiziksel alanlar hafızanın önemli bekçileridir; hafıza onlara eklemlenerek kendini korumaya alır, anımsamayı mümkün kılar;  bellek bu coğrafi mekanlarda yaşam bulur. Bu nedenle anıtlar, anıt yapılar, müzeler gibi mekanlar hafıza mekanları olarak öne çıkar. Bunun yanı sıra bir sokak adı gibi toplumsal izlerin bile kolektif belleğin sürdürülmesinde önemli yerleri vardır.
İnsan mekanlar aracılığı ile anımsar, geçmişiyle bağ kurar; kolektif hafıza da bu çok daha önemli bir yer tutar. Hafıza geçmişi bu güne bağlar ve bu günü kurmamıza,  geleceği planlamamıza yardımcı olur.
Kolektif hafızanın korunması toplumun bugünü kurması ve geleceği planlaması açısından çok önemlidir. Toplumlar bu sayede bütünlüklerini koruyabilir, bu sayede birlikte yaşamanın yollarını bulabilir; birlikte yaşamayı anlamlandırabilirler…
Ankara’daki 19 Mayıs Stadyumunun yıkım kararı düşündürdü tüm bunları bana, sonra İstanbul’da yıkılan Atatürk Kültür Merkezi geldi aklıma ve ülkemizin daha birçok kentinde aynı akıbete uğrayan birçok yer…
Birçok değişik yerde olan bu mekanlara bakıldığında ortak özelliklerinin Cumhuriyet’imizin kuruluş yıllarına ait olduğunu, onu temsil ettiğini, onu anımsattığını görürüz. Bu durumda tüm bu yapılanların belirli bir plan çerçevesinde olduğu ve toplumumuzun kolektif Cumhuriyet hafızasını zayıflatmayı, unutturmayı, amaçladığı ileri sürülebilir.
Arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ulusumuzun atası,  Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden önce son kez 19 Mayıs kutlamalarını izlediği, 19 Mayıs Stadyumunun yıkım kararının bu planın parçası olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.
 
Yıkıma karşı çıkan ve yürütmeyi durdurma davası açan Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin şube başkanı Sayın Tezcan Karakuş Candan OdaTv’ye şu açıklamayı yapmış: “Cumhuriyet döneminin sembolik yapılarından olan Ankara 19 Mayıs Stadının yıkılması, yıkarak inşa etme sürecinden kaynaklanan hatalarının tekrar edilmesi ve hem ülkenin hem de Ankara’nın toplumsal mekansallığından bir Cumhuriyet hafızasının  daha yok edilmesi anlamına gelecektir. Onarılarak korunması ve geliştirilmesi mümkün olan hafıza mekanlarının yık yap bakış açısına heba edilmesi, hükümetin genel karakteri halinin almıştır.  Telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacak bu yıkım Cumhuriyet düşmanlığının ifadesi, vefasızlığın son örneğidir. Atatürk’ün hatıralarının  ve Cumhuriyet eserlerinin korunması esastır. Bu nedenle yıkım ihalesi kararının yürütmesi durdurmalı, takiben karar iptal edilmelidir. Öte yandan yıkımı gündemde olan,  Atatürk’ün hatıralarının olduğu 19 Mayıs Stadyumu’nda hükümetin sözde  'vefa ve veda' mitingi düzenlemesi, Cumhuriyet’le hesaplaşmanın mekânsal karşılığıdır. Atatürk’ün hatıralarının olduğu 19 Mayıs Stadyumu’nu yıkımı vicdansızlıktır. Yıkımına onay verenler 24 Haziranda bu yıkımın altında kalacaktır.”
19 Mayıs Stadyumunun yıkım kararının durdurulması için başta Ankaralılar olmak üzere herkese görev düşmektedir.
Ülkemizin en önemli seçimlerinden bir olan 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri öncesinde de siyasi partilerin seçim çalışmalarında bu konunun yer almasının önemli olduğunu düşünmekteyim.
Kolektif hafızamızda Cumhuriyet döneminin silme çabalarının boşa çıkarılmasının önemli yollarından birinin hafıza mekanlarımıza sahip çıkmak olduğunu aşikardır…
Anakara 19 Mayıs Stadyumunu yıktırmayalım!..
Dr. Nedim İnce
Altınoluk / 12. 06. 2018

Anahtar Kelimeler : TOPLUMSAL HAFIZA VE MEKAN,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!