ÜST BANNER

Ahmet LEVENTYÜRÜ

SÖZCÜKLER YETERSİZ KALIYOR

Şu anda ülkemin içinde bulunduğu durumu anlatmak için sözcükler yetersiz kalıyor. Konuşacak gücümüz yok ama susmamak zorundayız da.

28 Nisan 2022 08:10
A
a
‘Gezi Parkı Davası’ ile Türkiye karanlık günlerinden birini daha yaşadı.
Tam bir hukuk komedisine dönüşen, tam bir intikam davasına dönüşen ‘Gezi Parkı Davası’ sonuçlandı.
Ne yazık ki Osman Kavala’ya müebbet, diğer isimlere de 18’er yıl hapis cezası verildi.
Ortada  suç yok, delil yok, mahkeme yok, hukuk yok.
Tüm bunların yokluğunda insanların ömründen ömür çaldılar.
Kısaca özetlemek gerekirse “R” suçladı, “T” yargıladı, “E” mahkum etti.
‘Gezi Parkı Davası’nın özü ve özeti bundan ibarettir.
Sürekli olarak bir düşmana, gerilime, gerginliğe gereksinim duyuyorlardı ve ‘Gezi Parkı Davası’ da onlardan biriydi.
Ne yazık ki Osman Kavala, Mücella yapıcı ve diğer bütün isimler cezaevinde rehin olarak tutulacaklar.
İstanbul Adalet Sarayı’nda böylesine bir hukuk katliamı yaşandığı sırada ‘Kaçak Saray’da hukukçular Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte iftar yapmışlar.
Hem de öyle sıradan, basit hukukçular değil. Yüksek yargı mensupları.
Erdoğan, tabii ki konuşma yapmış. Twitler atılmış. Fotoğraflar çekilmiş. Konuşma sırasında adalet, hukuk, yargı, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı havada uçuşuyor.
Ancak havada leş gibi bir hukuksuzluk kokusu var. Hukuk katliamı kokusu var. Ama hukuku katledenler yargıdan, adaletten hukuktan söz etmeye devam ediyorlar. Tıpkı görgüsüzlükleri, israfları, yolsuzluklarıyla memleketi talan edenlerin sık sık tasarruftan bahsetmesi, ‘porsiyonlarımızı küçültelim’ demesi gibi!
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ da ‘Hakimler ve savcılar hiç kimseden emir almazlar. Kendi vicdanlarıyla, son derece bağımsız ve özgür bir şekilde karar verirler” demiş.
İşte ne yazık ki eldeki malzeme bu!
Şu an bu ülkeyi karanlığa bu zihniyet sürüklüyor.
Bu zihniyet ülkeyi bataklığın dibine doğru çekiyor.
Erdoğan’ın imza attığı her şey kanuna dönüşüyor. Hiçbir yere, hiç kimseye karşı sorumlu değil. Kendisine hesap sorabilecek hiçbir kurum, hiçbir yargı makamı yok. Yani buna da sanırım demokrasi demiyoruz.
Bu başkanlık sistemi de değil. Bambaşka bir şey!
AKP sözcüsü Ömer Çelik’de ‘Cumhurbaşkanımızı hiç kimse tehdit edemez’ demiş.
Sahi Cumhurbaşkanını kim tehdit ediyor?
Örneğin ‘Bir gün yargı önünde hesap vereceksiniz’ demek bir tehdit midir?
‘Bu yaptıklarının hesabını yargı önünde senden soracağız’ demek bir tehdit midir?
Ama bu onlara tehdit gibi geliyor. ‘Adalet’ sözcüğü kadar onları korkutan başka bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Tamam cumhurbaşkanını kimse tehdit edemez. Dahası hiç kimseyi hiç kimse tehdit edemez. Kimsenin böyle bir şeye hakkı yoktur.  Ama cumhurbaşkanınıza Donald Trump ‘aptallık yapma, sersemlik yapma’ diyebilir mi? Bu tehdit sayılmadığı için diyebiliyor galiba!
Cumhurbaşkanına D.B’ diye birisi ‘Sende şeref, ahlak yoktur. Sen vatan hainisin. PKK ile birlikte iş tutuyorsun. Hırsızsın. Haramzadesin’ dedi. Ama bunlar da tehdit sayılmıyor.
‘Cumhurbaşkanımız’ diyorlar. Onlar için çok kıymetli. Çünkü varlıklarını da O’na borçlular… Koltuklarını O’na borçlular… Cüzdanlarını O’na borçlular… Neleri varsa şu an, O’na borçlular… Borçlarını da böyle özel performanslarla ödemeye çalışıyorlar.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat