Son Dakika
4 Ekim 2017 21:48
-A +A
Nedim İNCE

Nedim İNCE

SAĞLIKTA DİNMEYEN ŞİDDET SAĞNAĞI

28 Eylül’de internet siteleri ve televizyonlar ‘son dakika’ anonsuyla bir haber yayınladılar.

Bu haber yine sağlıkta şiddetle ilgiliydi. Iğdır Devlet Hastanesi'nde görev yapan çiçeği burnunda Üroloji Uzmanı Dr. Serkan Yarımoğlu’nun görevi başında hastası tarafından göğsünden ve karnından bıçaklandığını veriyordu, haber… Neyse ki sağlık emekçilerinin yoğun çabası bu genç hekimin hayata tutunmasın sağladı.
Sevgili Dostum Dr. Özcan Yılmaz’ın bir süre önce Medimagazin’de yayınlanan “Sağlık Çalışanlarına Saldırının 8 Nedeni” başlıklı ayrıntılı yazıyı tekrar paylaşmanın zamanıdır.
“Aslında eskiden beri sağlık çalışanları, hasta yakınlarının fiziksel, sözel ve psikolojik saldırılarına uğrarlardı. Ama son yıllarda bu artarak en üst noktaya vardı. 2012-2015 yılları arasında 35 bine yakın sağlık çalışanı şiddete maruz kaldı. Sağlık Bakanlığı'nın kurduğu Beyaz Kod     sistemine yapılan başvurulara göre şiddete maruz kalanların 18 bini hekim, 17 bini diğer sağlık çalışanları. Başvurulara göre, saldırıların üçte biri fiziksel olarak gerçekleşti. Aslında bu sayılar dehşet vericidir. Bir günde en az 30 sağlık çalışanının şiddete uğraması anlamına gelmektedir, ki bu sayılar sadece kayda geçirilmiş şiddet olgularına ilişkindir Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir meslek, bu sayıların doğurduğu gerçek ile test edilmemektedir.  
Ve ayrıca ölümle sonlanan   saldırılar artmaya başladı. Gün geçmiyor ki medyada bu tip bir saldırı haberine rastlamayalım. Mesleğimizin uygulayıcıları neden bu duruma düştü? Hastalar ve yakınları bize neden saldırıyorlar? Onları bulundukları sağlıksız durumdan kurtaracak  kişilere neden düşmanca davranıyorlar?
Bence bunun çeşitli nedenleri var. Bunları sırasıyla aşağıda inceleyelim.
Birincisi; Sağlık çalışanlarının uzunca bir süredir bazı kesimler  tarafından horlanması ve sistemin aksamasının birincil nedeni olarak gösterilmesidir. Ayrıca bu  sorun özellikle yazılı ve görsel medya tarafından körüklenmektedir. Çünkü sağlıkla ilgili her haber ''reytingi'' yüksek bir konudur. Bu konudaki haberler acımasızca ve ayrıntılı incelenme yapılmadan verilmekte, seyirci ve okuyucu tarafından yüksek ilgi ile izlenmektedir. Haberin doğru ve tarafsız açıdan verilmesi ise kimse tarafından önemli görülmemektedir.
İkincisi; Bakanlığımız ve hastane idarelerimiz bizlere yeterince sahip çıkmamaktadır. Bırakın sahip çıkmayı, sağlık çalışanlarına  potansiyel suçlu muamelesi yapmaktadır. Bir saldırı durumunda ‘’taraf’’ değil ‘’tarafsız’’ pozisyon almaktadır. Sağlık çalışanlarına fiziksel saldırı sıfır tolerans görse inanın bu olayların çoğu meydana gelmez. Saldırıya uğrayanlar için çağdaş insan haklarına uygun tazminat talepleri sağlık kurumlarının desteği ile mahkemeler taşınırsa ve saldırıya uğrayanlara hukuki destek verilirse, hasta hakları kadar hekim hakları da gözetilip, önemsense sorun oldukça azalacaktır.
Üçüncüsü; Meslek odamız ve yeterince üye olmadığımız sendikalarımız saldırganları caydıracak ölçüde ardımızda durmamaktadırlar. Meslek odamızın tavrı katılımın azlığından ötürü yetersiz, cılız ve etkisiz kalmaktadır. Sendikalar ise nerdeyse ortalıkta görünmemektedir.
Dördüncüsü; Bizler saldırıya uğrayan arkadaşımıza yeterince sahip çıkmamaktayız. Görevi başında  katledilen arkadaşımız  Dr. Ersin Arslan  ve Dr. Kamil Furtun ile ilgili olarak TTB tarafından hastanelerimizin bahçesinde  yapılan protesto basın açıklamalarına  hekimlerimizin ilgisizliği bunun en somut göstergesidir.    
  Değil arkadaşımızın kendi başımıza gelse bile olaya sahip çıkmamaktayız. Fiziksel saldırı durumunda yasal haklarımızı bilen kaç kişi var aramızda? Ya da saldırıya uğradığında hukuksal sürecin sonuna kadar giden kaç kişi var? Adalet sisteminin yavaş işlemesi ve konu ile ilgili bilgi azlığımız bizi uzun mahkeme sürecinden caydırmaktadır. Sağlık çalışanının başına bu tip bir olay geldiğinde eğer kişi ısrarcı olmaz ise konu zaman içinde kapanmaya terk edilmektedir. Burada söz konusu olan durum kişilik haklarımıza sahip çıkma yeteneğimizdir ve cesaretimizdir.
Beşincisi; Çalıştığımız ortamlar güvenlik açısından çok riskli yerlerdir. Potansiyel saldırgan ile çoğu zaman yalnız kalmaktayız. Çalıştığımız kurum güvenlik önlemlerini almalı, caydırıcı görünmeli ve bu önlemleri olacak kişileri eğitmelidir. Alış-veriş merkezlerinde bile kapılarda güvenlik görevlilerinin gözetiminde manyetik kapılardan geçerek içeri girerken, hastanelerimize istenilen saatte ve şekilde rahatlıkla girilebilmekte ve doktora kolayca ulaşılabilinmektedir.
Altıncısı; İnsanlarımız her nedense sağlık çalışanlarına karşı ön yargılı ve hınçla dolular. Görevimizin hastalara yardım etmek olduğunu çoğu zaman unutuyorlar. Bizim de onlar gibi ailemiz olduğunu, tatil yaptığımızı, dinlenip uyuduğumuzu, arkadaşlarımızla eğlenebileceğimizi yani robot olmadığımızı unutuyorlar. Her koşulda ve istedikleri tarzda hizmet bekliyorlar. En önemlisi de sağlık kuruluşlarındaki aksaklıkların sorumlusu olarak o an orada hizmet sunan bizleri görüyorlar. Bu konuda ise meslek örgütlerimiz, sendikalarımız halkı bilgilendirmeli ve bu bilgilendirmeye Sağlık Bakanlığımızda destek olmalıdır.
Yedincisi; Sağlık hizmeti sunanların hastaların ve yakınlarının kaygılı durumlarını anlamaya çalışmamaları. Az da olsa bu umursamaz tavırlar da saldırıyı tetiklemektedir. İnsanların en aciz durumları hastalık halidir. Empati yapmamız gerekmektedir! Bunu hiçbir durumda unutmamalıyız! Çalışma koşullarımız ne kadar kötü ve uygunsuz olursa olsun, bizler her zaman işimizin gereğini yapmalı, insanları bilgilendirmeli  ve şefkatli olmalıyız. Sağlık zincirindeki her halkada bulunan görevliler, bu sorumluluk ve bilinçte olmalıdırlar.
Sekizincisi; Toplumumuzun eğitim durumu, yaşadığımız şehrin insanının  özellikleri, aile yapısı vb. Birçok etken bu durumlara yol açmaktadır. Bu konuda yapacak bir şeyimiz yok. Eğitim düzeyi, kültür, yaş, sosyal bilinç, sosyal sorumluluk vb konular toplumun genel yapısı ile ilgili olduğundan bu konu devletin eğitim politikası ile ilgilidir. Çözüm de uzun vadelidir.
Yukarıda bahsi geçen nedenlerin bazılarını bizler değiştirebiliriz. Ya da alacağımız tedbirlerle caydırıcı olabiliriz. Her şeye rağmen bu tip bir saldırı ile karşılaşırsak, hukuk sistemimiz içinde yılmadan, üşenmeden ve yumuşamadan hakkımızı birlikte olabileceğimiz kurumlarımızla (Bakanlığımız, hastane idaresi, meslek odası, sendika, mesleki dernek) aramalıyız. Sağlık Bakanlığı’nın son olaylardan sonra bazı tedbirler almakta olduğunu memnuniyetle karşılamaktayız. Bireysel olarak da, başına bu tip bir saldırı gelen çalışma arkadaşlarımıza yol gösterip, destek vermeliyiz. Görüldüğü gibi her sorunumuzun çözüm yolunda tek koşul yer almaktadır: Birlikte hareket etmek. Bunu başaramazsak  saldırıya uğrama riskimiz yüksek oranlarda devam edecektir. Birlikte hareket edersek hem bu oran azalır hem de ezik, aşağılanan bir meslek üyesi olmaktan kurtuluruz.
Saygı ve sevgilerimi sunarım.”
Sevgili Özcan’ın tespitleri çerçevesinde yaptığı önerileri yaşama geçirebildiğimiz ölçüde sağlık çalışanlarına yapılan şiddeti azaltmamız mümkün…
Burada başta meclis, hükümet ve sağlık bakanlığı olmak üzere, meslek odamıza, sendikalara ve de hepimize iş düşüyor…
 Dr. Nedim İnce
Altınoluk / 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

  • Evet : 684 Oy (%27)

  • Hayır : 589 Oy (%23)

  • Kararsızım : 603 Oy (%24)

  • İlgilenmiyorum : 631 Oy (%25)

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!