ÜST BANNER

Nedim İNCE

SAĞLIKLI KALMAK SAĞ KALMAK

Üzerinden bir hayli zaman geçti, büyük oğlum Ulaş Vancouver’da Sosyoloji Yüksek Lisansını bitirmek üzereyken ziyaretine gitmiştik. Kent, tabiatın içinde ve tabiatla uyum içinde harika bir yerdi. İlk dikkatimi çeken günün hemen her saatinde yaşlı genç, koşan insanlardı. ‘Bu nedir?’ diye sorduğumda Ulaş’ın yanıtı: ‘Baba bunlar sağlıklı yaşayacağım diye kendilerini öldürüyorlar.’

1 Eylül 2021 07:53
A
a
‘Bununla da kalmıyorlar’ diye devam etti. ‘Besin destekleri, sağlıklı beslenme diyetleri, sağlıklı kalma ritüellerinin bini bin para…’
Ülkemize yansıması çok uzun sürmedi bu anlayışın. Üzerine bir de yaşlanma hastalık gibi kabul ettirilince, kullanılan ilaçların (besin desteği sınıfıyla hem sıkı ilaç denetiminden kurtulmanın, hem de ilacın olası negatif algısından sıyrılmanın yolunu da buldular. Önerilerin, diyetlerin, sağlıklı kalma ritüellerinin alanı daha da genişlemiş oldu.
‘Hayat bir gündür o da bugündür’ unutuldu. İnsanlar bir kısmı bugünü sürekli yarına feda etmeye başladılar. Benzetmede hata olmaz, öbür dünyadaki ödüller için bu dünyayı gözden çıkardılar.
Bir yanda kereviz sapı yiyerek yarınlarını; sağlığını ve ömrünü garanti altına alma gayretinde olanların, bir yanda sıcak çikolatasını yudumlayarak günün tadını çıkaranların ve diğer yanda da bulabildiği ile karnını doyuran -o da ne kadar doyurabilirse- ve mutlu azınlığın bu fantezilerini yerine getirmesi için her işte canla başla çalışanların yan yana yaşadığı bir dünya oldu, yaşadığımız dünya.
Bir yanda sağlıklı kalmaya çalışanlar…
Bir yanda sağ kalmaya çalışanlar…
Covid 19 pandemisi ilk grubu ikinci grubun yanına getirdi. Toplumun neredeyse hemen hepsini sağ kalma kategorisinde birleştirdi.
Birleşti ama aynılaşmadı. Birinci kategoride olanlar sağ kalabilmek için çok daha da avantajlıydılar: çalışmayabilir, evden çalışabilir, toplu taşımayı kullanmayabilir ve daha korunaklı ve az kalabalık evlerde, mekanlarda hayatlarını sürdürerek riskleri azaltabilirlerdi ki öyle oldu ve oluyor. İkincileri ise sadece çalışmak zorundaydılar ve tabii ki riskleri de üstlenmek…
“İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu” oldu diyor Covid 19 pandemisi üzerine yaptığı bir söyleşisinde Felsefe ve Kültür Kuramı üzerine çalışan düşünür Byung-Chul Han. (https://www.felsefecilerdernegi.org.tr/4675-2/)
 Devam ediyor:
“Önünde sonunda ölüm korkusuna dayalı olan bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz. Bugün, sanki daimi bir savaş haline yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline geliyor. Yaşamın tüm güçleri yaşamı uzatmak için kullanılıyor. Sağ kalma toplumları iyi yaşama duygusunu tümüyle yitirir. Haz, kendi içinde bir amaç durumuna yükseltilen sağlığa feda edilir. Sigara yasağı örneğindeki katı yaklaşım sağ kalma histerisine tanıklık eder. Hayat giderek yalnızca sağ kalma çabasına dönüştükçe ölüm korkusu da artar.”
Bireysel ve toplumsal tespiti: “Yaşamı birkaç ay uzatmak yalnız ölmekten daha mı iyidir? Sağ kalma histerimiz sayesinde iyi bir yaşamın ne olduğunu tamamen unuttuk. Sağ kalmak için, hayatı yaşanmaya değer kılan her şeyi gönüllü olarak feda ettik: sosyallik, topluluk ve yakınlık.”
Yine Byung-Chul Han söyleşisinde Alman yazar Arthur Schnitzler’in, yıkım merakı açısından insanlığı bir hastalıkla kıyasladığını, Dünya üzerinde insafsızca çoğalıp ve sonunda bizzat konakçıyı mahveden bir virüs ya da bakteri gibi davrandığını,  insanların yalnızca ilkel seviyeleri anlayabileceğini, üst seviyelere ise bir bakteri kadar kör olduğunu, büyümenin ve yıkımın birlikte geleceğini düşündüğünü de aktarır.
Sağ kalma çabamızın bir paradoks olarak insanlığın sonunu hızlandıracağına dair bir düşünce oluşmasına yol açıyor zihinlerimizde… .
İtalyan düşünür Giorgio Agamben ise bir adım daha atarak günümüz toplumunu ''Hayatta kalmaktan başka ahlaki değeri olmayan bir toplum'' olarak ifade ediyor.
İnsan sadece sağlıklı kalmak, yaşlanmamak, ömrünü uzatmak üzerine odaklanır ve Dünyanın, Dünyadaki yaşamın merkezi olduğu bencilliğinden kurtaramazsa kendini…
Ne hayatı hayat olur…
Ne sağlığı sağlık…
Ne de ömrü ömür…
Kendi yok olur, yok eder kendiyle birlikte yaşayan birçok canlıyı…
Nedim İnce
Altınoluk /31. 08. 2021
 
1000
icon
Mefaret Seyhan 7 Eylül 2021 10:41

Çok güzel ve anladılar bir makale, teşekkürler..

0 0 Cevap Yaz
Mediha ERKURT 2 Eylül 2021 23:35

Çok farklı bir bakış açısı sundunuz. Uzun uzun düşündüm. Teşekkürler

0 1 Cevap Yaz
Mevlüt Kalçık 1 Eylül 2021 12:00

Teşekkürler Nedim kalemine sağlık

0 1 Cevap Yaz
Yusuf Yücel 1 Eylül 2021 11:54

Süpersin Doktorum.. Ufuk açıyorsun..

0 1 Cevap Yaz
Necmi 1 Eylül 2021 11:27

Harika tam öyle olmuş

0 1 Cevap Yaz
Zeki ONEN 1 Eylül 2021 11:13

👍🏻👏🏻👏🏻👏🏻

0 1 Cevap Yaz
Cezmi 1 Eylül 2021 10:34

Harika bir yazı...

0 1 Cevap Yaz
Ümit Özdikmenli 1 Eylül 2021 10:27

Yakından yazılarınızı takip ediyorum.Kutluyorum...Son köşe yazınızda ne kadar gerçek, bir o kadar da düşündürücü.. Başarılar...

0 1 Cevap Yaz
Zafer Yıldırım 1 Eylül 2021 09:11

Kaleminize sağlık. Hayat birgündür o da bugün))

0 1 Cevap Yaz
Hayatı sağlık lı anı yaşamak felsefe si üzerine kurmak gerek Dengeli götürmek gerek SEMRA 1 Eylül 2021 08:48

Semra Arıkan

0 1 Cevap Yaz
sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat