Son Dakika
8 Aralık 2017 00:31
-A +A
Ahmet LEVENTYÜRÜ

Ahmet LEVENTYÜRÜ

RÜŞVETİ BİLE ÇALMIŞLAR

Türkiye,Reza Zarrap tutuklandığında ABD’ye sert tepki gösterirken dava başladıktan sonra iktidar kanadından farklı sesler yükselmeye başladı.

Sonuçta Reza Zarrap casuslukla suçlandı. Kendisiyle birlikte birinci derecede yakınlarından 22 kişinin mal varlıklarına el konuldu. Bunun dışında Türkiye BM’ye başvurarak ABD’nin bir Türk vatandaşını yargılama yetkisinin olmadığını öne sürdü.
Bazı çevrelere göre bu dava Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan ve küresel emperyalizmin Türkiye’ye dönük kıskacının son örneği!
ABD’de devam eden Zarrap davasının hem magazinsel boyutu hem de devletler hukuku açısından boyutu var. Birinci boyutunu önemsemesek de ikinci boyutu dehşet verici!
İran, tam 37 yıldır büyük bir ambargo içerisinde.
İran, bu ambargoyu kaldırabilmek için müthiş bir mücadele veriyor.
Ama İran, nükleer silah konusunda dünyayı aldattığı için daha sıkı denetlemeye tabi tutuluyor.
İran’ın elinde bulundurduğu 2 bin 400 kilo zenginleştirilmiş uranyum nükleer silah tehlikesi olarak gösteriliyor. O nedenle de BM tarafından ciddi anlamda denetim altına alınıyor. 1929 sayılı BM Güvenlik konseyi kararı da gündeme geliyor.
O güvenlik konseyi kararına Türkiye ve Brezilya muhalefet ediyor. Libya çekimser kalıyor.
Ama insani tehdit taşıyan Güvenlik Konseyi kararları bütün ülkeler için bağlayıcı oluyor.
1929 sayılı karar gereğince alınan kararlar içerisinde ekonomik olanlar var. Güvenlik açısından, etkin olanlar var. Bankacılık sistemine ilişkin olanlar var.
Bunun üzerine İran’ın bankacılık sistemi üzerinden tüm dış ticareti denetlemeye alınıyor.
İşte ambargonun kilit noktası da burasıdır.
İran Türkiye’ye gaz satacak, petrol satacak bunu da bankacılık sistemi üzerinden geçirecek.
BM’de bunu denetleyecek.
Ambargo bu anlamda Türkiye için bir külfet oluşturmuyor.
Biz İran’dan gaz ve petrol alıp parasını da ödüyoruz. Bunu da BM biliyor.
Ama başka şeyler de oluyor. BM’nin denetimi dışında bir finansman Türkiye üzerinden iran2a aktarılıyor.
Bu denetim dışı finansmanın aktarılması için bir bankaya ihtiyaç var.
Bunun müeyyidesi ağır olduğu için özel sektör bankaları bu işe uzak kalıyor.
Bu müeyyide sadece Türkiye’ye yönelik değil. Tüm dünya ülkeleri için geçerli.
Bunun üzerine Türkiye’de bankacılık sisteminde kaçırılan paralar oluşmaya başlıyor.
Bunu da altınla kaçırıyorlar. Altınla kaçıracağınız zaman birileri araya giriyor.
Bir milli bankamızın genel müdür yardımcısı ABD mahkemesinde sanık statüsünde!
Ancak iktidar için pek önemli değil. Çünkü Zarrap için nota vermişiz. Ama en tehlikeli terörist FETÖ için ABD’ye nota vermedik. Bankanın genel müdür yardımcısı için de nota vermedik.
Bu Genel müdür yardımcısının avukatı Zarrap’ın milyonlarca dolar rüşvet verdiğini söylüyor.
Hem de dönemin Genel Müdürü Süleyman Aslan’a verdiğini söylüyor.
TC devletinin avukatı devletin bürokratına, bir banka genel müdürüne rüşvet verildiğini itiraf ediyor.
TC devleti, bu düzen içerisinde bir rüşvet ve yolsuzluk düzeninin olduğunu kabul ediyor.
Yargıç Reza Zarrap’a verdiği rüşvetleri neden kayıt altına aldığını sorduğunda “Daha önce verdiğim bir rüşveti ilgili şahıs almadığını beyan etti. O nedenle verdiğim rüşvetleri kayıt altına almaya başladım” yanıtını alıyor.
Bu ne demektir. Adamlar rüşveti bile çalıyor.
3628 sayılı yasanın 17 ve 19. maddesine göre her kim mal varlığını hukuka uyarlı bir gerekçeyle açıklayamıyorsa edindiği mal varlıklarını izah edemiyorsa rüşvet ve yolsuzlukla mücadele yasası uyarınca yargılanır ve hak ettiği cezaya çarptırılır.
Burada Süleyman Aslan’ın ayakkabı kutularındaki paraları hukuka uyarlı bir şekilde kendi kazancı olduğunu izah etmesi söz konusu olamaz. Çünkü devletin bir bürokratı diğer bir bürokratının bu paraları rüşvet olarak aldığını itiraf ediyor.
Devletin savcıları olayı izliyor ama bu bürokrat elini kolunu sallayarak geziyor.
3046 sayılı yasa gereğince bakanlar devletin memuru sayılıyor.
Memurlar da 3628 sayılı yasa gereğince mal bildiriminde bulunmak ve edindikleri mal varlıklarını izah etmek zorundadır. Bakanlar da aynı hukuki statüye tabidir.
Umarım ki bu yolsuzlukta adı geçen bakanların yurt dışına kaçmamaları için gerekli önlemler alınır.
Ama bunlar da gidip ABD’de itirafçı olurlarsa yandı gülüm keten helva…
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası üç önemli anlaşma var.
Bunun biri sınır aşan örgütlü suçlara karşı BM sözleşmesi.
Bu sözleşme gereğince bu akçalı ilişkilerin tamamı uluslar arası müeyyidelerle ağır bir zincirin içerisine sokulmuştur.
Türkiye bu sözleşmelerdeki taahhütlerini yerine getirmediği için bugün bu yargılamalarla karşı karşıya kaldı.

Anahtar Kelimeler : RÜŞVETİ BİLE ÇALMIŞLAR,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

  • Evet : 707 Oy (%27)

  • Hayır : 603 Oy (%23)

  • Kararsızım : 615 Oy (%24)

  • İlgilenmiyorum : 648 Oy (%25)

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!