Son Dakika
13 Şubat 2018 11:16
-A +A
Ahmet LEVENTYÜRÜ

Ahmet LEVENTYÜRÜ

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ZORDUR

Öğretmenlik mesleği kadar zor bir meslek yoktur. Düşünsenize siz evinizde bir çocuğunuza laf anlatamazken, bir sınıfta ortalama 20-30 çocuğa bir şeyler öğretmeye çalışıyorsunuz. Bu küçük çocuklar "sözde küçük" oluyorlar ama, kimi hiç susmak bilmez sürekli merak içerisinde bir şeyler sorar.

Bir düşünsenize! Sınıfa giriyorsunuz ve 25-30 tane çocuk görüyorsunuz.
Kimi sıranın üstünde, kimi arkadaşıyla kavga ediyor, kimi arkadaşlarıyla bağıra çağıra konuşuyor, kimiyse düz duvara tırmanıyor.
Böyle bir sınıf ortamında bir öğretmen ne kadar etkili olabilir?
Öğrencileri nasıl hizaya sokar?
Esas mesele, bu öğrencileri susturup nasıl verimli bir ders anlatabilir. 
Unutmamak gerekir ki öğrencileri susturmak için en son kullanılacak kelimelerden biri “susun!” kelimesidir.
Mesleğe başladığım ilk yıllarda Köy Enstitüsü mezunu bir büyüğüm bana  “Susun Demeden Sus Demenin 101 Yolu” adlı bir kitabı okumamı önermişti. O zaman gülerek üstünde durmadığım bu fikir, zamanla yeniden kafamı kurcalamaya başladı. Okuduktan sonra ise bu durumla ilgili en büyük pişmanlığım, son derece sıradışı, öğrencileri önce şaşırtıp, sonra güldüren daha sonra da sessizleştiren bu cümlelerin çoğunu kayıt altına almamış olmam. Bugün yalnızca hatırlayabildiğim kadar kısmını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Önce niyetle başlıyoruz. Öğrencinin susması için niyet ettikten sonra kuracağımız cümlede şu özelliklerin olmasına dikkat ediyoruz: Birincisi, hiçbir şekilde cümlede olumsuzluk eki kullanmıyoruz; çünkü bilinçaltı olumsuz yargıları anlamaz, dolayısıyla “Konuşma” demek aslında “Konuş” anlamına geldiği için öğrenci daha çok konuşmaya başlar.
İkincisi, hep aynı susturma kalıplarını kullanırsanız, bir süre sonra olumsuz kalıp kullanmasanız bile cümleniz, öğrenciler üzerindeki etkisini  kaybeder. İşin sırrı onları daima şaşırtmakta yatar. Örneğin aniden playback yapmaya başlamak, şaşırtıcı ve bir o kadar da eğlenceli bir yöntemdir. Şöyle ki: Tahtadasınız önemli bir dilbilgisi kuralı anlatıyorsunuz ama sınıf yeterince sessiz değil, sürekli bir uğultu var – ki ben buna aspritör etkisi diyorum- o zaman yine ağzınızı anlatıyormuş gibi hareket ettirin ama ağzınızdan ses çıkmasın. Çocuklar birden bir tuhaflık olduğunun farkına varırlar ve sizi acaba kendisinin mi duymadığını yoksa arkadaşlarının da duyup duymadığını anlamak için susar.  Uçak irtifa kaybettiğinde kulaklarda oluşan hisse benzer bu his,  öğrencilerin farkındalıklarını artırır.
Aspritör etkisi demişken, bunu eminim bütün öğretmenler hemen her gün deneyimlemektedir. Hani mutfakta yemek pişirirken aspritörü açarsın, bir yandan da televizyon açıktır ve yemek sofrasında aile bireyleri sohbet ediyordur ya.  Başın şişer ama başının neden şiştiğini anlayamazsın. Sonra birden aspritörü kapatmak aklına gelir, öyle bir sessizlik oluşur ki demek ki kafam bundan şişmiş, oh be dersin. Öğrenciler de hem öğretmenlerinde hem de birbirlerinin üzerinde bu etkiyi istemeden de olsa yaratırlar.
Bir sorunu çözmenin en önemli adımı nedir sizce?
Elbette ki farkına varmak.
Bunu  için sınıfta kullandığım çapa “Aspritör etkisi” kalıbıdır.  Bunu söylediğiniz an herkes  aspritörünü kapatır ve hep birlikte “oh be” dersiniz.
Tam tersini söylemek de çok sık tekrar etmemek koşuluyla etkili yöntemlerden biridir. Örneğin, sınıf çok gürültülü ve kendi sesinizi bile duyamıyorsunuz. Çocuklara şöyle dersiniz:
“Hadi hepimiz hep bir ağızdan konuşalım!”
Sürekli “konuşma” komutuna alışkın olan öğrencilerde böyle bir cümle kısa devre etkisi yaratır ve konuşmayı bırakıp susmayı tercih ederler. Ancak dediğim gibi hiçbir kalıp sıklıkla yinelenmemek kaydıyla.
En etkili ve bütün öğretmenlerin de çok kullandığı yöntemlerden biri de “Artistik bakıştır.” Bu,  bütün öğretmenlerin doğal yeteneklerinden biridir. Özellikle tek bir kişi ısrarla konuşmaya devam ediyorsa, onun yanındaki öğrenciye, – bakın çok dikkat edin konuşana değil – artistik bir bakış atılır, o çocuk otomatikman diğerinin karnına bir dirsek atar. Temiz iştir. Hiç elinizi kirletmezsiniz. :)
 
Bazen de bir öğrenci o gürültülü sınıfta parmak kaldırarak öğretmene bir soru sorar.
Öğretmendeki otomotik tepki aynen şudur: “Susarsanız anlatıcaaaaaaaaaam.” 
Halbuki böyle bir cümle kurmaya gerek yoktur,  tek yapmanız gereken sabırla susmak ve beklemektir. Bir süre sonra “hışşt, pışşt, susssssss…” gibi ünlemlerle sınıf kendi kendini etkisizleştirir. Bu yöntem, “konuşmaya devam ettiğin sürece cevabı öğrenemeyeceksin” mesajını, kronik faranjitini azdırmadan karşı tarafa iletmeni sağlar.
Altın kural ise öğrencilerin ilgisini çekmektir. İlgilerini çekmeyi başarabildiğinizde zaten yukarıdaki yöntemlerin hiçbirini uygulamanıza gerek kalmaz.
Eee ne diyelim Allah kolaylık versin tüm öğretmenlerimize:
Hakikaten severek ve yapılması gereken bir meslek. Diğer türlü hem öğretmen hem de öğrencilere yazık olurdu.
İletişim 05326059506

Anahtar Kelimeler : ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ ZORDUR,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

  • Evet : 912 Oy (%29)

  • Hayır : 739 Oy (%23)

  • Kararsızım : 731 Oy (%23)

  • İlgilenmiyorum : 778 Oy (%25)

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!