Son Dakika
13 Ekim 2017 23:45
-A +A
Ahmet LEVENTYÜRÜ

Ahmet LEVENTYÜRÜ

CEMAATLARIN DİNİMİZDE YERİ YOK

Devlette FETÖ’den boşalan kadrolara başka cemaatlerin yerleştirildiği iddiaları yine gündemde! Aslında hukuk devletiyiz.

Hukuk devleti olarak TC dizayn edildiğinde din ile devlet arasında net çizgiler çekilmiş.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan gelen din esaslı anlayış hukukta, başka alanlarda terk edilmiş.
Sorunu din üzerinden değil de beşeri gereksinimler üzerinden herkesi kapsayacak şekilde düzenleme çabası içine girilmiş.
Aslında cumhuriyetin kurulduğu 1923yılından önce 1921 yılında Hıyanet-i Vataniye Kanunu vardı. Bu kanun 1991 yılına kadar da kalmış.
Ama o kanun hilafet makamı olan saltanatı korumayı da hedeflemiştir.
Gerçek anlamda din esaslı yapılanmaları kontrol altına alma, tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi bugün hali hazırda korunan kanunlar varlıklarını 1923’lü yıllardan itibaren hissettirmiştir.
TDK, cemaati, birden fazla insanın bir araya gelmesi, bilinçli ya da örgütlenme olmadan bir toplanma, birlikte namaz kılma şeklinde tanımlamaktadır.
Ancak kamuoyuna göre dini, kısmen de ırki (Rum cemaati, Ermeni cemaati) yapılanmalar şeklinde bilinmektedir.
Bunların hukuki altyapıları ise vakıflar ve derneklerdir.
Ancak uzun yıllardır yönetenler yapmaları gerekeni yapmayarak bir anlamda 15 Temmuz’da yaşanan gerçek karşısında birçok insan ‘Bu bir terör yapılanmasıdır’, ‘FETÖ’dür’,şeklinde adlandırsa da bunu bu tarihlerde bu şekilde adlandırmışlardır.
17-25 Aralık döneminde ‘Paralel yapı’ denildi ama o dönemde bile 15 Temmuz’a gelinceye kadar insan 17-25 Aralık’tan önce hemen herkes, kimileri korkarak, kimileri inanarak, kutsayarak hizmet hareketi cemaat demek suretiyle bu dini argümanları, duygu ve düşünceleri kullanan, şu anda elebaşısının Pensilvanya’da hala yaşadığı ve varlığını sürdürmeye çabaladığı bir yapı ile karşı karşıyayız.
Peki cemaatler devlette neden örgütlenme ihtiyacı duyar?
Dünyanın her yerinde benzer şeyler görmek mümkün.
Araştırmalara göre Kanada, bu konudaki yapılanmalar konusunda oldukça sert.
ABD’de, eğitim öğretim konusunda dışarıdan öğrenci almamak koşuluyla sözleşme yapmadan sadece kendi mensuplarının kurtulması konusunda bir düzenleme var.
Bizim ise dinimiz, mezhebimiz, tarikatlarımız var.
Onların yaşandığı tekke ve zaviyeler var.
Bunlara baktığımız zaman dini hissiyatlar, dini yaşama noktasında cemaatları ele aldığımızda mezhep ve din uygulanışıyla ilgili farklı görüşler var. Tarikat ruhani bir konu.
Cemaat ise sosyal hayatı dizayn ediyor.
Cemaatin dinsel anlamda bizim dinimizde yeri yok.
Elbette bunların inançlarını yaşamaları, o çerçevede hareket etmeleri olağandır.
Ancak özellikle laik bir sistemde din temelli olmayan, hukuk kurallarının din ve mezhep kurallarına göre dizayn edilmediği bir sistemde başkalarının hayat alanlarına, hak ve özgürlüklerine ve dolayısıyla devletin işleyişine müdahale edebilmeleri mümkün değildir.
Sen cemaatsen, amacın İslam ise liyakati, eşitliği, kul hakkını esas alman gerekir.
Senin devleti ele geçirme anlayışında uyguladığın siste, oraya girme noktasındaki işleyişin, liyakatla, kul hakkıyla ilgili değil.
Cemaatleşme dediğimiz noktayı Hz. Muhammet dönemine götüreceksek ben bugüne dek hiçbir kaynakta böyle bir şey görmedim.
Daha sonra mezhepleşme olmuş.
Birtakım farklı düşünceler olmuş.
Kitaplar olmuş.
Siz onu getirip Türkiye Cumhuriyeti’nde bu milletin coğrafyasında yaşarken o tarikatlardan hareket etmek suretiyle cemaatleşme kültürü yaratırsanız bu yanlıştır.
Cemaat dinimizin gereği değil sosyal hayatın ortaya çıkardığı olgulardır.
Ben Allah ile kendi arama hiçbir kulu, fikri, zikri koymayan bir insanım.
Okuma yeteneğim ve anlama kapasitem de var.
Onu okuyabilirim.
Ancak cemaat mensubu ‘Bu devlet din düşmanıdır’ ve ‘Vakti geldiğinde bu devleti elime geçireceğim’ şeklinde iki felsefeyle şeyle yetişiyor.
Bu anlayış tüm cemaatlerin temelinde vardır.
Aslında devlet bunun farkındadır.
Ancak cemaatlerin yöntem farklılıklarının da bilincindedir.
Cemaatler bize kapalı olsalar da devlete karşı kapalı değillerdir.
İçinde devlete çalışan çok sayıda adam vardır.
2017 Ocak ayında yaklaşık 35 cemaati devlet toplantıya çağırdı.
Burada ‘devlete dokunma. Dokunursan FETÖ olursun.’ mesajı verildi.
Diyanetin yıllarca göz yumduğu, olimpiyatlarına gidip destekledikleri Fethullah Gülen Cemaatine ait 3ayrı kitap Diyanet yayınlarından çıktı.
Bunlar Diyanet yayınları olarak halen piyasada dolaşıyor.
FETÖ’nün işgal ettiği tüm alanlarda bugün daha önce olmayan dört grup faaliyet gösterir hale gelmiş.
Bunu devlet görüyor.
Bunun sonuçlarını da muhtemelen bir süre sonra göreceğiz.
İletişim: 05326059506

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

2014 Yerel Seçimlerinde Usulsüzlük Olduğunu Düşünüyormusunuz ?

  • Evet : 684 Oy (%27)

  • Hayır : 589 Oy (%24)

  • Kararsızım : 602 Oy (%24)

  • İlgilenmiyorum : 631 Oy (%25)

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!