Son Dakika
31 Aralık 2019 07:44
-A +A
Ahmet LEVENTYÜRÜ

Ahmet LEVENTYÜRÜ

BU BİR İTİRAFTIR

Yayına başladığından beri sözcü gazetesi okurum. Çünkü kişiliklerine, vatana olan bağlılık ve sevgilerine, aydın fikirli oluşlarına güvendiğim ve saygı duyduğum gerçek gazetecileri orada buldum.

Gazetenin sahibi de yazarları kadar omurgalı ve aydın fikirli bir vatan severdir. Ülke gerçeklerini Türk ulusunu aydınlatmak için hiç bir etki altında kalmadan adam gibi haber yapan gazetecileri desteklemek ve onlara sahip çıkmak vatandaşlık ve insanlık görevimdir. Bu bakımdan kendimi sorumlu buluyorum. Elde hiç bir suç belgesi olmadığı halde sadece "örgüt üyesi olmasalar bile dolaylı yoldan örgütü destekledikleri " gibi bir varsayımla cezalandırılan sözcü gazetesi yazar ve yöneticilerine çamur atmak ahlak ve insanlık dışı bir davranıştır. Eğer dolaylı yoldan suç örgütünü desteklemiş olmak gibi bir durum var ise sözcü okuru olarak ben de bu suçu işlemişimdir. Dolayısıyla tüm sözcü gazetesi okurları da aynı suçtan cezalandırılmalıdır. Ülkem adına gerçekten çok çok üzülüyorum. Çünkü ülkem yönetilmiyor, ülkede her şey yuvarlanıp gidiyor. Geleceğe yönelik plan, proje hak getire ! Her şey günlük ve çıkarları doğrultusunda yapılıyor. Ben Karadenizliyim. Karadenizliler iş yokluğu ve arazi darlığı nedeniyle ülkenin her tarafına dağıldıkları için haklarında bir sürü olumlu olumsuz fıkralar uydurulmuştur.
İşte onlardan birisi:
Karadenizli balıkçılar teknelerini alıp ava çıkmışlar. Avlanırlarken kendilerine yaklaşan bir korsan gemisini görmüşler. Kendilerini fark ettirmemek için teknelerinin gizli bölümlerine saklanmışlar. Korsan gemisi balıkçı teknesine yaklaşınca güvertede kimseyi görememiş ve korsanlardan birisi " Hey o gemide adam var mıdır? " diye seslenmiş. Karadenizlilerden bir tanesi gizlendiği yerden yüksek sesle "yoktur yoktur, biz hepimiz Lazız demiş." Şimdi bir vatandaş olarak ben de sözcü gazetesi yazarlarına ceza veren mahkemeye sesleniyorum. Heyyy! O mahkemede hakim ve savcı var mıdır? Sanıyorum verebilecekleri tek yanıt "yoktur yoktur, biz hepimiz kiralık memurlarız." olacaktır. Bunlara soruyorum, diplomayı nereden aldınız? Madem yapamayacaktınız, bu yüce mesleği neden seçtiniz. Çocuklarınızın eşlerinizin varsa sevenlerinizin yüzlerine nasıl bakıyorsunuz? Okuyan çocuklarınız varsa o çocukların okul arkadaşları arasında düştükleri zor durumu hiç düşündünüz mü? Size dünyalar kadar yazık olsun.
Duvarla Konuşan Ev Sahibi
Ağanın birisi kerpiçten duvar yapıp üzerine duvarın taşıyamayacağı ağırlıkta bir daire kondurmuş. İçine taşınacağı zaman duvara "Bak duvar yıkılacağın zaman bana haber vereceksin yoksa kazayla hayatımı kaybederim" demiş. Aradan zaman geçmiş, duvar çatlamış. Ağa çatlakları balçıkla kapatmış. Duvar bu kez başka taraftan çatlamış, ağa tekrar balçıkla kapatmış. Böyle devam ederken duvar bir gün aniden yıkılıvermiş fakat ağa kazadan sağ salim kurtulmuş. Duvara bağırarak "hani yıkılacağın zaman bana haber verecektin ?" diye duvarı azarlamış. Duvarın verdiği yanıt "Haber vermeme izin vermedin ki vereyim, ağzımı açarken devamlı çamurla kapattın." demiş.
Ülkemizi kerpiçten yapılmış duvara benzeten yöneticiler ve sorumlular iyi düşünmeli, utanmalılar, düşünmeliler ve akıllanmalılar. Hepimiz kerpiç duvara benzeyen demokrasi ile yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Duvar yıkılırsa bundan hepimiz zarar görürüz. Milletin seçtiği milletvekilleri akıllarını başlarına almalıdırlar. Rahmetli Adnan Menderes "Ben odunu aday göstersem milletvekili yaparım" demişti. Yönetimi elinde bulunduran partinin genel başkanı odun yerine bambu ağacından aday göstermektedir. İstediği gibi istediği yöne bükmekte ve onları kullanmaktadır. Hiç birisinden bir ses çıktığını duydunuz mu? Üzülüyorum ama umudumu asla yitirmedim. Rahmetli Ata'mızın sağlığında kaçakçılığı durdurmak için sigara kağıdının Türkiye'ye girişi yasaklanmış. Köylünün bir tanesi tütünü gazete kağıdına sararak sigara haline getirmiş, kibriti çakıp sigarayı yakınca gazete kağıdı tutuşmuş ve vatandaşın eli yanmış. Yanınca da Atatürk'e küfretmiş. İspiyoncular hükümet yanlılarına bunu iletmişler. Adamı alıp hemen ceza evine koymuşlar. Köylü cezaevinden Ata'mıza bir mektup yazmış, "Senin yüzünden cezaevinde yatıyorum" demiş Atatürk hemen adalet bakanını çağırtıp bu kişinin neden hapsedildiğini sormuş. O da sigara olayını anlatmış ve size küfrettiği için orada yatıyor demiş. Atatürk "vatandaşı derhal çıkarın, önce ona insan gibi yaşama ortamını sağlamalıyız" demiş. Şimdikilerine bakıyoruz da en ufak bir şey de hemen dava açılıyor, vatandaşlar içeri tıkılıyor, ve bu bir zenginleşme yolu olarak benimsenmiş bulunuyor. Allah yücedir, Allah bizi kurtarsın demiyorum, Allah'a güvenerek vatandaşlarımızın akıllarını kullanmalarını diliyorum.
Hüseyin Avni ŞANLI
Emekli Öğretmen
 

Anahtar Kelimeler : BU BİR İTİRAFTIR,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Son Dakika
Anket

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Gazete Manşet

Facebook Twitter
2014 Yeni Mersin Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır!