ÜST BANNER

Nedim İNCE

BAHAR BİRÇOK GÜZELLİĞİ GETİRECEK

Bahar oldum olası insanların ilgisini çekmiştir. Nasıl çekmesin ki kış uykusuna yatmış doğanın uyanışı olan bahar, aynı zamanda insanın karnını doyurmasının kolaylaşacağını muştulayan bir dönemdir.

16 Mart 2021 13:01
A
a
Bahar üzerine bilinen ilk mitlerden biri Fenike kökenli Adonis mitidir. Bu mit Antik Yunanda kendine geniş bir yer bulurken, Anadolu’da Attis miti olarak yer almaktadır.. Baharın başlangıcında dirilerek, kışın yer altında saklanan, baharla birlikte yeryüzüne dönen ve onu renk, koku cümbüşüyle bir bayram yerine dönüştüren bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e, mitin doğduğu coğrafya olan Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardı. Yılda bir bahar bayramı yaparlar, saksılara tohumlar dikerler, onları sıcak sularla sularlar, böylece hızlı büyüyen bitkiler kısa zamanda solup ölülerdi. Adonis Bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında sonbaharda bir yaban domuzu tarafından öldürülen Adonis için yas tutarlar, dövünürlerdi.
Bizim coğrafyalarda da Hıdrellez, Nevruz bahara hoş geldin bayramlarıdır. Dünyanın başka coğrafyalarında da buna benzer bayramlarla doğanın uyanışının yarattığı sevinç ortaya serilmektedir.
Çocukluğumun köyde geçmesi doğa ile iç içe olmama imkan sağladı. Karnımızı topraktan doyurmamız tabiata olan ilgimi arttırması yanı sıra teknolojinin kafaları karıştırıp dikkati başka yere çekecek takati de yoktu henüz o dönemlerde. Anlayacağınız doğanın bir parçası olarak yaşamanın hemen tüm koşulları mevcuttu.
Dört mevsimi de severek yaşardım; gelişlerini, gidişlerini çok yakından izler, gidene “güle güle” diye el sallarken gelene coşkuyla “hoş geldin” derdim. Ancak coşkuların en büyüğünü bahar ayına hoş geldin diye çığlık atarken hisseder ve boyunca da sürdürürdüm.
Buğdayların serpilip başağa koşarken içinde gelinciklerin boy vermesine izin vermesi; çimenlerin hazırlığı bittikten sonra çiçeklerin süslemeye koyulması; kuşların melodileriyle ortalıklara dökülmesi; sürülen tarlalardaki taze toprak kokusu ve leyleklerin narin eşlikleri; başlangıçta tek tük, sonra gökyüzünü kapatacak kadar çok sayıda uçurtmanın sevinçle dans etmesi ve ışınları ile ortamı ılıklaştıran güneşin cömertliği; hepsi ama hepsi bu coşkumu sonuna kadar canlı tutardı.
Lise eğitimi ile birlikte başlayan kent yaşamı; gerek bizdeki yapılaşmanın da kolaylaştırmasıyla doğadan kopuk olması, gerekse getirdiği yoğunluk nedeniyle doğayı görünmez hale sokması sonucunda, bu yakın tanıklığım ortadan kalktı. Yine gözden kaçırmamaya çalışıyordum mevsimlerin geliş gidişindeki ipuçlarını, yine baharın coşkusunu hayatla buluşturma gayretindeydim. Ama hep bir şeyler eksik kalıyordu.
Devlet hizmetinden emekli olunca büyük kentten ayrılıp Altınoluk’a yerleştim, Balıkesir, Edremit ilçesinin şirin beldesine…
Evin penceresinden, sitenin bahçesinde, yaşadığım çevrede mevsimlerin dönüşümünü en çok da baharın gelişini, çocukluğumda ki gibi, gözleyebiliyorum artık.
Binlerce senelik kültürün cemreleri sökün eder önce, havaya, suya, toprağa düşerek baharın yaklaştığını haber eder. Geldiğinin ilk müjdecileri ise papatyalar ve onları bir süre sonra takip eden envai renkte çiçek açan bitkiler olur.
Traktörlerin tarlalara girdiğini görürsünüz; ekim hazırlıkları başlamıştır. Bir de meyve ağaçlarının budanıp ilaçlanarak doğuma hazırlandıkları gözünüze çarpar.
Bir yürüyüşe çıktığınızda bu ağaç burada var mıydı diye kuşkuya düşersiniz, sapsarı çiçeklerini görünce; anlarsınız ki mimozalar harekete geçmiştir.
Pencereden her baktığımda manolyanın dört mevsim yeşil olan yapraklarının rüzgarla birlikte harelendiğini görürüm her daim. Sonra bir tomurcuk gözüme çarpar yaprakların aralarından yukarıya doğru yönelen, tomurcuk dediysem manolya tomurcuğu, neredeyse bir tavuk yumurtası büyüklüğünde.
Alır beni bir heyecan; gün be gün bakarım ardı sıra yükselen tomurcuklara; bilirim ucundan beyazlayacak ve patlayarak o muhteşem çiçeğini açacak ve de havanın her ürpertisinde eşsiz kokularını gönderecek dört bir yana.
Anlarım ki bu bahar da birçok güzelliği getirecek; mutlu edecek börtü böceği, yaprakları, dalları ve kuşları ve leylekleri ve de kırlangıçları…
Bir de tabiatın kıymetini bilen, baharın güzelliğini, doğurganlığını fark eden insanları…
Nedim İnce
Ayvalık / 15. 03. 2021
 
1000
icon
Mevlüt Kalçıl 18 Mart 2021 00:07

Nedim yazıların için teşşekürler.Bahar hayatın yenden başlsması umutların tazelenmesidir Dilerim Bütün dünya halkları için bir yeni bir doğuş ve başlangıç olur.

0 1 Cevap Yaz
İsmail Ertin 16 Mart 2021 22:15

Ne güzel bir yazı, umut doldu içim..

0 1 Cevap Yaz
Fahri Sezer 16 Mart 2021 22:00

Umutla dolup aydınlandı gönlüm...Güzellikleri görmeye başlayınca, üzüntü , keder ve umutsuzluk göç eder.

0 1 Cevap Yaz
Mehmet incili 16 Mart 2021 21:07

Bu bahar pandemiye pabuç bırakmadı. Her varlık dediğiniz gibi kendini yeniden varediyor, canlanıyor. İnsan eve mapus. Bu işe bir türlü razı olmuyor gönlüm!

0 1 Cevap Yaz
Nihat kosar 16 Mart 2021 21:00

Teşekkürler Hocam..Dilinize gönlünüze sağlık,..iyi ki varsınız.. Saygılar...

0 1 Cevap Yaz
öne çıkanlar ÖNE ÇIKANLAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat